buluşlar ve hikayeleri

9/5/2008 · Kategori: Icatlar ve hikayeleri

NAYLON

Mucit: Du Pont kimyagerleri...
Tarih: 1930'lar
Kaza: Kimyagerlerin koridorlarda koşturması...


1930lu yıllarda, Du Pont bilim adamlarından Wallace Hume Carothers, polimerin genişleyebilen güçlü bir iplik olduğunu tespit etmişti.
Ancak asıl buluş, haşarı kimyagerlerin, eritilmiş polyester geçirdikleri çubukları ellerine alıp ortalıkta koşuşturmaları sonucu ortaya çıktı. Bir çubuk sabitken diğeri ondan uzaklaşınca ortaya çıkan tablo hepsini hayretler içinde bırakmıştı; kopmadan önce oldukça uzayabilen, ayrıca ipeğe benzeyen yapıda bir madde ortaya çıkıyordu.
Ne var ki, bu polyester çok çabuk eriyordu, giysi yapmaya uygun değildi. Bunun üzerine kimyagerler aynı işlemi poliyamidle denemeye karar verdiler ve bugün "naylon" olarak bildiğimiz madde doğmuş oldu.


Naylon çorabın, elektron mikrograf yöntemiyle 100 kez büyütülmüş haliİpek çorapların yerine naylon çoraplar piyasaya sürüldü ve Du Pont'un en önemli para basma makinesi haline geldi.
Bu ürünler ilk günlerde çok pahalıydı. II. Dünya Savaşının patlak verdiği yıllarda Du Pont dikkatini savaşa çevirdi ve çorap yerine paraşüt üretmeye başladı... Naylon çorapların ucuzlaması ve geniş kitlelere yayılması ancak savaş ertesi gerçekleşti...

 

FOTOGRAF

Mucit: Louis-Jacques Daguerre

Tarih: 1838
Kaza: Dağınık laboratuvar dolabı...


Bu rastlantısal buluşun nedeni kırık bir termometre...
Louis Daguerre, karanlık odada, gümüş iyodür levhada açığa çıkan görüntüyü sabitlemenin yollarını arıyordu. 1938 yılında bir gün, farklı kimyasal maddelerin bulunduğu dolabına, daha sonra kullanmak ve temizlemek üzere bozuk görüntülü bir film levhası koydu.
Bunu tekrar dışarı çıkardığında görüntü belirginleşmişti. Ancak Daguerre, bu garipliğe hangi kimyasal maddenin neden olduğunu bilmiyordu.

Bunun üzerine levhaları yerleştirdi ve kimyasal maddeleri birer birer dışarı çıkarttı. Dolabı boşaltmasına rağmen hala aradığı maddeyi bulamamıştı. Sonunda dolabın raflarından birinde, kırılmış termometreden dökülmüş civayı fark etti... Gümüşlü levha üzerine alınan görüntü (daguerreotype), modern fotoğrafçılığın başlangıcı oldu... Yerini ancak on yıl sonranegatif ve, pozitif film sürecine bıraktı.

 

Post-it kağıdı

Mucit: Dr. Spencer Silver

Tarih: 1974
Kaza: Kutsal bir ilham ve hatalı üretim...
"3M" bilim adamlarından Dr. Spencer Silver, 1970'lerin başlarında dayanıksız yapıştırıcıyı bulduğunda, bunu işe yaramaz bir buluş olarak değerlendirmişti...
Bundan yıllar sonra, meslektaşı Art Fry, bir kilisede ilahi kitabındaki ayracın bir türlü istediği yerde durmaması üzerine oldukça sinirlendi. Anlamsız vaazlardan mı yoksa kutsal bir ilhamdan mı bilinmez, kafasını bu konuya yormaya başladı ve birden aklına meslektaşının işe yaramayan buluşu geliverdi...

Bu sayede ayıracın kitaba yapışmasını sağlayacak, ancak çıkarttığında da kitaba zarar gelmeyecekti. Post-it kağıdı tabii ki bir gecelik başarının ürünü değil... 3M'in ortaya attığı bu örnek, büro malzemeleri içinde vazgeçilmezler arasında yerini aldı...


 
Vulkanize kauçuk (lastik).Mucit: Charles Goodyear Tarih: 1844
Kaza:
Kızgın ocağa atılan kauçuk...


Amerikalı Charles Goodyear, 10 yıldan beri ham kauçuğu daha sağlam ve elastik hale getirmenin çarelerini arıyordu. Bu onda bir takıntı halini almıştı ve hatta ödenmemiş borçları nedeniyle hapse bile girdi.
Goodyear bu konuda her şeyi denemişti; karışımına kükürt bile eklemişti. Ne var ki, bu karışımı kızgın ocağa atıncaya kadar hiçbir sonuç elde edemedi: Kauçuk erimiyordu...

Bunu gece boyunca dışarıya çivileyen Goodyear, ertesi gün karışımın oldukça esnek olduğunu fark etti.
Kükürtle sertleştirme yöntemine, Romalılar'ın ateş tanrısından esinlenerek, "Vulkan" adını verdi (vulkanizasyon).

Yöntemin Amerika'daki patentini almayı başardı, ancak Fransa ve İngiltere'den yasal formaliteler nedeniyle patent alamadı.
Goodyear, Paris'te borçları nedeniyle hapis yattıktan sonra Amerika'ya döndü.
Patentleri ortakları tarafından yağmalandığından yoksulluk içinde öldü. Ancak en azından "Goodyear Tyre" ve "Rubber Company" gibi şirketler onun isminin gelecek kuşaklar tarafından da anılmasını sağladı...


 
PENİSİLİN

Mucit: Alexander Fleming
Tarih:
1928
Kaza:
Havada uçuşan bir küf...
St. Mary Hastanesi'nde danışman olarak çalışan ve Alexander Fleming'in hayatta kalan tek meslektaşı, ünlü bilim adamının penisilini 1928 yılında bir rastlantı sonucu bulduğunu anlatmıştı.
Fleming bir deney üzerinde çalışırken, muhtemelen laboratuvarın karşısındaki bardan uçup gelen bir küf mikroskoptaki lamın üzerine konmuştu.
O sırada Fleming, lam üzerinde zararlı bir bakteri türü olan stafilokokları inceliyordu. Dikkatsiz bir bilim adamı bu küfü büyük olasılıkla önünden uzaklaştırırdı, ama o, küfün bakteri üzerindeki
etkisini görmek istedi. Sonuç hayret inciydi... Çünkü Fleming, "Penicilim notatum" isimli yeşil küfün bulunduğu bölümdeki bakterilerin öldüğünü fark etmişti...
Daha sonra gerçekkleştirilen testlerde, bu küfün diğer bakteriler üzerinde de etkili olduğu ortaya çıktı. Tavşan, fare ve insanlar üzerinde yapılan testler sonunda, açık bir yan etkisinin de olmadığı görüldü. Ne var ki Fleming, küften sızan maddeyi bir türlü keşfedememişti.

Sonuç olarak 1939 yılında, Oxford'dan Howard Florey ve Ernst Chain bu maddeyi ayrıştırmayı başardılar ve buna "penicilin" adını verdiler. Bu madde, öldürücü bakteriyel hastalıklarla savaşabilen ilk antibiyotik olarak tarihe geçti. Fleming ve diğer iki bilim adamı, 1945 yılında Nobel Ödülü aldılar... Çünkü, milyonlarca insanın hayatını kurtaran bir buluş yapmışlardı...
 
BUCKMİNSTERFULLERME
Mucit Harry Kroto
Tarih: 1985

Kaza: Karbon atomunun kilisekubbesine benzemesi...

Harry Kroto ve meslektaşları, uzayda varolduğu düşünülen anlaşılması zor yapıdaki karbon atomlarını çözmeye çalışıyorlardı. Laboratuar testleri sonucunda karbonun, 60 atomdan oluşan, diğerlerinden daha güçlü ve istikrarlı yapıda olduğu ortaya çıktı.
Cevaplar araştırılırken çalışma gruplarından biri, atomların, mimar Richard Buckminster Fullerln tasarladığı, kubbeli kiliseye benzeyen hexagonlardan oluştuklarını ortaya çıkarmıştı. Bu da Kroto'nun aklına, daha önce pentagon ve hexagonlardan oluşturduğu, "Gece Gökyüzü" modelini getirdi.
O gece, çalışma gruplarından bir bölümü de karbon atomlarını, futbol topuna benzeyecek şekilde birleştirmişti. Ve grup, pentagon ve hexagonların hep 60 sayısında buluştuğunu keşfetti. 60 karbon atomundan oluşan "Buckyball’lar şu anda karbonun temel biçimi olarak değerlendirilirken, Kroto ve meslektaşları 1996 yılında Nobel Ödülü'nü almaya hak kazandılar...

 

ŞOK TEDAVİSİ

Mucit: Julius Wagner-Jauregg

Tarih: 1917
Kaza: Mezbaha işçilerinin kesim yöntemi...

ECT (Electroconvulsive the-rapy) olarak bilinen elektroşok tedavisi, mezbaha işçilerinin, domuzların elektrikle sersemlemelerinden sonra çok sakin durduklarını fark etmelerinin bir sonucu...
ECTye, beyne elektrik akımı verilmesi suretiyle, depresyon gibi akıl hastalıklarının semptomlarını engellemekteki son çare olarak bakılıyor.
Elektroşok tedavisi fikri, sıtma aşısıyla frengili hastaları te­davi eden Avusturyalı Julius Wagner-Jauregg tarafından geliştirildi.
1927 yılında Nobel Ödülü alan VVagner-Jauregg, bu fikre, "bir sisteme elektrik verilmesinin tedavi edici özellik taşıyacağından yola çıkarak ulaştı. Ve böylece, çok tartışılan şok tedavisi doğmuş oldu...

Aynı zamanda, şizofrenlerin doğal yollardan çarpılmalarının, hastalık belirtilerinin iyileşmesine neden olduğu da belirlenmişti. Psikiyatristler, hastaların beynine elektrik akımı uygulamak yoluyla, anlaşılması güç tedavinin gerçekleştiğini belirtiyorlardı. Ancak ECTnin kısa süreli hafıza kaybına neden olması dışında önemli etkisinin bulunmadığına dair klinik bulgulara az da olsa rastlanıyor. Hastaların tedavi edilmesine yönelik olarak bu yöntem çok uzun zamandan beri kullanılmaya devam ediyor.
 
RADYOAKTİVİTE

Mucit: Henri Becquerel

Tarih: 1896
Kaza: Fotoğraf camındakisislenme...


Fransız fizikçi Henri Becquerel, 1896 Martı'nda laboratuarındaki çekmecesini açtığında büyük bir sürprizle karşılaştı. Kapkaranlık bir ortamda olmasına rağmen bazı fotoğraf camları bulanıklaşmıştı.
O sırada Becquerel, yeni keşfedilen röntgen ışınları üzerinde çalışıyor ve bazı kimyasallar yardımıyla bunların yayılmalarını sağlamaya uğraşıyordu, ilk aklına gelen, güneş ışığının etkisiyle kristallerin ışını yaydığı ve fotoğraf camını sislendirdiğiydi...
İlk deneyleri onun doğru yolda olduğunu desteklese de hava bozunca olayın seyri birdenbire değişti.
Becquerel, kristallerin güneş ışığından etkilenmesini engellemek için kimyasallar kullanarak camları tekrar çekmeceye koydu. Camları dışarı çıkardığında, uranyumlu kristallerden oluşan camlarda artık sisin bulunmayışına oldukça şaşırdı. Ve bugün "bir atom çekirdeğinin ta­necikler veya elektromanyetik ışımalar yayarak kendiliğinden parçalanması" olarak bilinen radyoaktiviteyi keşfetmiş oldu...

KAOS TEOREMİ

Mucit: Ed Lorenz
Tarih: 1960'lar

Kaza: Bilgisayardaki bozuk çıkış...

Amerikalı meteoroloji uzmanı Ed Lorenz'in bilgisayarında anlamsız ve komik veriler belirince, Lorenz bunların her zamanki aksaklıklardan kaynaklandığını düşündü. Ancak hatayla ilgili ipuçlarını elde etmek için kağıttaki çıktıda çalışmaya başladı. Bilgisayarın, başlamak için ilk sonuçları eşleştirdiğini, ancak daha sonra haritayı yok ettiğini gördü. Birden jetonu düştü: Lorenz bilgisayara aynı girdileri ikinci aşamada yüklememiş, bu küçük farklılık da, sonraki birkaç hafta boyunca, tamamen değişik sonuçlar verip durmuştu...
Lorenz böylece, hava durumu gibi küçük olayların bazen çok büyük sonuçlar doğurabileceğini açıklayan "kaos teoremini" bulmuş oldu...
 
DAYANIKLI CAM

Mucit: Edouard Benedictus
Tarih: 1903
Kaza: Kırılması gereken deney tüpünün yere düştüğünde parçalanmaması...



Güvenli camın bulunması, tam da en çok ihtiyaç duyulan zaman­da gerçekleştirildi: Motorlu taşıt çağında...
1903 yılında Fransız kimyager Edouard Benedictus, deney tüpünü laboratuarının zeminine düşürdü. Tüp kırıldı ancak dağılmadan tek parça halinde kaldı. Benedictus, kolodyum ihtiva eden sıvının buharlaşmasından sonra tüpte kalan ince plastik tabakanın parçalanmayı engel­lediğini anladı.
Bunu not ettikten sonra bu konu üzerine fazla kafa yormadı.
Ancak, kaza yapan bir aracın için­deki kızın kırılan camlardan çok feci şekilde yaralanması, bu konuyu tekrar gündeme getirmesine neden oldu.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Yaratıcı zekalardan ilginç buluşlar

9/5/2008 · Kategori: Teknoloji ve Tasarim

Yaratıcı zekalardan ilginç buluşlar

Türkiye genelinde çeşitli meslek gruplarından mucitler, kendinden macunlu diş fırçasından kelepçeli sünnet cihazına kadar birbirinden ilginç buluşlarıyla dikkat çekiyor.

Pek çok buluş, Türk Patent Enstitüsü'nden (TPE) alınan tescil belgesiyle sahiplerine bir süre kullanım hakkı sağlıyor. TPE'ye yapılan ilginç buluşlardan bazıları şöyle:

Vakumlu çay toplama makinesi
Rize'nin Güneysu ilçesinden Yaşar Usta tarafından icat edilen 'vakumlu çay toplama makinesi', çay filizlerinin toplanmasında kullanılmak üzere yaratılan bir ürün olarak sunuluyor. Çay toplama makinesinin işlevleri şöyle:


Çay filizlerinin toplanılmasında zamandan büyük tasarruf sağlıyor

Maksimum düzeyde verimli ve kaliteli ürün elde edilmesine yarıyor

Filizlerin küf ve ıslaklığını ortadan kaldırıyor

Sonraki sürgünde daha verimli bir sürgün oluşmasını sağlıyor.

Yaşar Usta'nın başvurusu, TPE tarafından faydalı model olarak tescillenmiş.

Kullanım kolaylığı sağlayan kürdanlık
Konya'dan Niyazi Bakırtaş tarafından 2002 yılında yapılan başvuru sonucunda faydalı model olarak tescillenen 'kullanım kolaylığı sağlayan kürdanlık' da ilginç buluşlar arasında.

Kürdanlık içine kürdanların yerleştirildiği, yukarı ve aşağıya doğru hareket ettirilen hazne, bu haznenin hareketinin sağlanması için üstten baskı yapan bir kapak ve kürdanları alttan destekleyen ve dışarı çıkmasını sağlayan bir merkezleyici, hareketli haznenin normal konumunu alabilmesi için alt bölgesinde konumlandırılmış itici bir elemandan oluşuyor.

Otomatik at eğitim sistemi
Adana'nın Ceyhan ilçesinde yaşayan Mehmet Kurt tarafından icat edilen 'otomatik at eğitim sistemi' de ilginç buluşlardan biri.

Sistem, eğitimi için ata koşulandırıldığı, ön tarafı bir kilit mekanizmasıyla kapalı ve arka ya da ön taraftan bir iticiyle hareket ettirilen, yan tarafından bulunan raylara ya da üst tarafa konumlandırılan bir hatla klavuzlanan ve atın üzerinde yer alan elektrot gibi veterinerlik araçlarıyla, kablo bağlantısıyla bilgisayar yardımıyla atın çalışma sırasındaki fizyolojik özelliklerinin ve değişimlerinin gözlenmesini sağlayan bir buluş.

Mehmet Kurt'un 2000 yılında tescillenmek üzere TPE'ye yaptığı patent başvurusu tescil bekliyor.

Kendinden macunlu diş fırçası
İlginç buluşlar listesinde yer alan buluşlardan birisi de kendinden macunlu diş fırçası. 2001 yılında Konya'dan Mehmet Yumak tarafından icat edilen fırça, bir ana gövde, içine bir fırçayla bir diş macunu haznesinin birleştirildiği bir model.

Fırçada, macun çıkış deliği, macun haznesinden macun sağlamak üzere bahsedilen ana gövdede yer alan basınç pistonları, pistonlarla irtibatlı bir ana mil, bir tarafta macun basınç yayı ve diğer tarafta macun çıkışını engelleme yayı, ana mile irtibatlı bir basınç yayı kapağı ve macun haznesine macun doldurulmasına yarayan bir dolum kapağı bulunuyor.

Diğer dikkat çeken buluşlar ise şöyle:

Tek kullanımlık anatomik uyumlu kelepçeli sünnet cihazı
Biyoelektrik dengelemeyle hipertansiyon tedavi cihazı
Av alarmlı tasma
Ranza olabilen kanepe
Enine ve boyuna salınım yapabilen ana kucağı
Pnomatik hasat makinesi
Düşük yoğunlukta havalandırılmış sakız yapımı
Akvaryumlu tuvalet rezervuarı
Kulaklıklı ve hoparlörlü yastık

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Parlak Fikirler Üretmenin 10 Yolu

9/5/2008 ·

Parlak Fikirler Üretmenin 10 Yolu

Asagida, fikir üretmek için kullanabileceginiz ve çalismalarinizda size faydali olabilecek 10 yöntem siralaniyor.

- Sorunu tanimlayin.
Is sorunlarini çözecek fikirler üretmek için, hepimizin bir baslangiç noktasina ihtiyacimiz var. JFK Havaalani’na gitmeden, New York’tan Frankfurt’a uçamazsiniz. Nerede oldugunuzu tam olarak bilmiyorsaniz, mevcut konumunuzu belirlemek amaciyla bir harita edinmelisiniz. Daha sonra, JFK Havaalani’na dogru yavas yavas yol alabilirsiniz.

Ilerlemeye çalismadan önce, nerede bulundugunuzdan emin olmaniz sarttir. Baska bir deyisle, sizi New York’a götürecek haritayi çok iyi incelemeniz gerekir.

- Beyin firtinasi yapin.
Bu dahiyane yöntemi, büyük ihtimalle daha önce duymussunuzdur. En basit anlatimla, bir grup insan toplanir ve ana hatlariyla belirlenen hedeflerle ilgili olarak yazabildigi kadar çok sey yazar. Stratejik planlama ya da benzeri bir sey için endiselenmeyin. Yalnizca fikir üretmeye odaklanin. Gruba zaman siniri getirin. Ayrica, zamani ve yeri iyi seçin ki toplam performansa gerçekten katkilari olsun.

Herkesin tam formunda oldugundan ve “büyük düsün” mesajini aldigindan emin olun. Saglikli bir beyin firtinasi toplantisinin ardindan tonlarca fikre sahip olabilirsiniz.

- Tamamen istediginiz seye odaklanin.
Fikirlerinizin is çözümleriniz açisindan üretken olmasini istiyorsaniz, dis etkenlere duyarsiz kalmaniz gerekir. Hiçbir seyi hos görmeyin! Sizi oyalayacak konulardan, günlük asabiyetlerden ve yasaminizdaki tahmin edilebilir dramlardan sonsuza dek kurtulun!

Yalnizca sorunu çözmeyin; is programinizi yeniden tasarlayin ki tahmin edilebilir tatsizliklar, bir daha sizi rahatsiz edemesin!

- Çözmeye çalistiginiz seye gerçekten ilgi duyun.
Mecbur oldugunuz için yaptiginiz, ama kesinlikle nefret ettiginiz bir spor (ya da belli ders konulari) çalismasina katildiginiz okul günlerinizi hatirliyor musunuz? Bu faaliyetlerde ne kadar iyi oldugunuzu animsiyor musunuz? Muhtemelen hayir; çünkü bu, hiç de hos bir ani olarak kalmamis zihninizde. Yine de iyi performans göstermediginizi söylemek, daha güvenli bir yol olabilir.

Büyük ölçüde hoslanmadiginiz bir isi yaparken üstün basari göstermek, gerçekten çok zordur. Yapmaya çalistiginiz ise yönelik içten gelen bir ilginiz varsa, basari yüzdesi ciddi biçimde artar. Sizi sikintidan patlama noktasina getiren bir isi çözmeye çalisiyorsaniz, en iyisi, o isten zevk alan birine devredin. Söz konusu kavram, ekip çalismasini kapsar ki bu da apayri bir konudur.

Serbest meslek sahibiyseniz, (isinizin gelmesini istediginiz nokta hakkinda bir vizyonunuz oldugunu göz önüne alarak) konuya otomatik olarak ilgi duyarsiniz.

- Paralel sorun ve çözümler arayin.
Mevcut sorununuzu geçmiste yasadiginiz bir sorunla iliskilendirin ve ikisi arasinda paralellik olup olmadigina bakin. Daha kolay sorunlarin çözümünde kullanilan yöntem(ler), sonraki sorunlarin çözümüne yönelik fikir üretmede size önemli ölçüde yardimci olabilir.

Yanal, dikey ve mantiksal düsünün. En iyi fikirler, her zaman, ortak bir amaç için çalisan gruplardan çikar. Grubunuza, konusmaktan ziyade dinleyerek iki kat yaratici olmak için gerekli firsati verin. Bunu mümkün oldugunca gayriresmi bir biçimde yapin ve geçmis örnekleri gün isigina çikarin.

Böylece, önceki basarilarin devamini getirip onlari bugünkü mücadeleyle bir adim ileri götürebilirsiniz.

- Her görevi bir mücadele olarak görün.
Bir soruna salt bir “sorun” olarak bakarsaniz, pek çok insanla ayni bakis açisina sahip olursunuz. Elbette, bu bir sorundur ve bu yüzden, bir çözüme ihtiyaç duyar. Ne var ki, bu “sorunu” bir “varliga” dönüstürmeye çalisirken, söz konusu düsünce, zihnin ön saflarinda olmamalidir.

“Sorun” sözcügü, genel itibariyle, olumsuz düsüncelerimizi özetler. Çözüme neredeyse bir engel olusturan da bu olumsuz düsüncelerdir. Madalyonun öteki yüzüne bakarsak, (ilk maddedeki örnegimizde) bulundugumuz noktadan New York’a seyahati, macera dolu bir mücadele olarak görebiliriz. Bu yöntem sayesinde, zihnimizde daha olumlu düsünceler barindirabilir ve potansiyel zorluk tasiyan bir sorunun aksine, bizi bekleyen ilginç mücadelede daha zevkli bir süreç yasayabiliriz.

Yalnizca hedefle ilgilenin. Frankfurt’a vardiginizda ne kadar mutlu olacaksiniz!

- Mücadeleyi/sorunu cazip hale getirin.
Tamam, geçmis örnekleri kullanma ve “mücadelemize yanit bulmak” için paralellik yaratma konusunu ele aldik. Bunun bir adim ötesi, mücadeleyi bir slogan seklinde sunmaktir.

Ayni örnegi kullanirsak:
“Noel’de Jackie Teyze’ye”
“Ya Frankfurt ya da yenilgi”
“Yazin Avrupa’ya”
“Ömür boyunca bir kez yasanacak rüya seyahat”
“Avrupa kültürünü yasamak”
“Yarin, saatte 250 km hizla ve yasal olarak seyahat edin”

Böyle davranmak, herkese, eldeki sorunun çözülmesiyle saglanacak avantajlar hakkinda bir fikir verecektir. Onlari, zaten olayin içinde olduklarina inandiracaktir.

Zihinlerde popüler bir vizyon oldugunda, amaca ulasmak daha kolaydir. Siz hangi slogani önerirsiniz?

- Hayal kurun! Yaratici bilinçaltinizin size hizmet etmesine izin verin!
Camdan disari sabit bir biçimde bakarak araba kullanirken, yataginizda uyurken, ofiste günlük islerle ugrasirken ya da buna benzer anlarda bilinçaltinizin size hizmet vermeye devam etmesi (her zaman tam olarak bunun farkinda olmasaniz bile), garip bir rastlanti degildir.

Tamamen alakasiz bir is yaparken birdenbire akliniza bir fikir geliverdigi hiç olmadi mi? Sik sik? Ara sira? Hiç? Her durumda, sorununuzu çözmek için ciddi miktarda zaman ayirdiktan sonra, zihninizin sizin için çalistigini göreceksiniz. Bazen birseyi çözmek üzere çok fazla çaba harcarsaniz, sinirlenmenin disinda hiçbir sey elde edemezsiniz.

Öyleyse, “sakin olun”, mola verin ve isi demlenmeye birakin. Bir süre hiçbir sey yapmamanin ne kadar faydali olabilecegine sasirabilirsiniz.

- Rutininizi düzenli olarak degistirin.
Aliskanliklari ne kadar kolay edindigimize hiç dikkat ettiniz mi? Çogu aliskanlik, aslinda yaraticiliginizin önünü tikar. Iste birkaç örnek:
• Her gün ayni güzergahta gidip gelmek
• Her gün ayni masada ayni isi yapmak
• Düzenli olarak ayni insanlarla iç içe olmak
• Her yil izinde ayni yere gitmek

Isimizi, çevremizi, ailemizi, vb. daha iyi bir konuma ulastirmak amaciyla saglikli fikirler üretmeye devam etmek için, sürekli olarak “yenilik” pesinde kosmaliyiz. Asinalik, kendimizi son derece güvende hissetmemizi saglamasi nedeniyle iyidir. Zihnimizi degisime kapatan ve yaratici yeteneklerimizi körelten de iste bu güvenlik hissidir.

Zaman zaman sehrin içinden geçen, hatta belki de tamamen farkli bir rota izleyen otobüse ya da trene binin; mesleki sorumluluklarinizi genisletin; baska bir spor dali ya da hobi ile ilgilenin; farkli bir dis görünüme bürünerek farkli insanlarla bir araya gelin.

Yukarida özetlenen küçük seyleri yaparak ne kadar çok olumlu enerji kazandiginiza sessizce sasiracaksiniz.

- Bir not defteri tasiyin.
Yanimda her zaman bir not defteri tasirim. Öyle ki, insanoglunun bildigi en basit esyalardan biri olan not defteri olmadan yasayamaz hale geldim. Büyük ihtimalle, neredeyse “magara adami”ndan bu yana not defteri vardi.

Cebe sigacak ölçüde bir defter ve bir kaleminiz olmasi harikadir. Böylece, akliniza gelen her fikri kaydedebilirsiniz. “Sonra yazarim” demek, kesinlikle ise yaramaz; çünkü bunu gerçekten yapma sansiniz çok azdir.

Onlar sizin fikirleriniz olacaktir. Onlari kaydedin, saklayin ve uygulayin.

 
 Baskalarinin size ideal kazandirmasini umarsaniz kiyamete
kadar beklersiniz.

· Bir seyleri kesfetmek onlari kesfetmeyi arzulamak sayesinde
mümkündür.

· Önemli olan "ne yapabildiginiz" degil, "ne
yapabileceginizdir."

· Bizi düsüncelerimiz sinirlamazsa hiçbir yaratik
sinirlayamaz.

· Kader iki kardesin oynarken kurduklari hayalleri bile
gerçege dönüstürüyorsa, sizin göz yaslarinizla kurdugunuz hayalleri
niçin gerçege dönüstürmesin?

· Küçük hedefler için harcayacaginiz çaba büyük hedefler için
harcayacaginiz çabadan az degildir.

· Yasadiklarimizin üzerimize etkilerini belirleyen ne
olduklari degil, onlara ne anlam verdigimizdir.

· En büyük basarilari atesleyenler, kendilerinden önce gelen
büyük basarisizliklardir.

· Nasil yapacaginizi bilirseniz, yediginiz darbeleri
vurdugunuz darbelere dönüstürebilirsiniz.

· Acinizi sizinle gönülden paylasmaya haziriz, ama
olumsuzlugunuzu paylasamayiz.

· Nasil düsünmeye devam ederseniz öyle düsünmeye alisirsiniz.

· Inandigimiz tek dogru vardir. O da yalan da olsa, kendimize
israrla söyledigimizdir.

· Acinizi sevince dönüstürerek ondan intikaminizi alin.

· Mutluluk gerçek güzelliklerin içinde doganlarin degil,
çirkinliklerin bile güzel yanlarini kesfedebilecek kadar güzellik
kasifi olanlarindir.

· Büyük hedefiniz ömrünüz boyunca isik saçacak yildizinizdir.
Büyük hedefi olmayanlar bu dünyadan ayrildiklarinda "Büyük bir yildiz
aramizdan kayip gitti" demezler.

· Basari ayni yönde sonuna kadar gitmektir.

· Baskasinin ürettigi eseri satin alabilirsiniz, ancak kendi
basarinizi satin alamazsiniz.

· Beyninizin hedefe çözüm bulma çabasi siz uyurken, uyanikken,
dalginken, bilinçli iken çözüm buluncaya kadar devam eder.

· Açilmis yelkeniniz yoksa okyanustan esen rüzgarlar gelip
geçerler. Hedef belirlemek yelken açmak gibidir.

· Bize hakim olan, sadece kendimizin sahip çiktigi, bizim
karar verdigimiz hedeflerdir.

· Ne kadar yüksek isterseniz, yüksege o kadar yakin
olacaksiniz.

· Ne kadar yetenekli olursaniz olun, istemediginiz kadar
yüksege çikamazsiniz.

· Hedefsiz insan her zaman kaybeden tarafta kalmaya mahkumdur.

· Beyninize ne yapmak istediginizi söylemezseniz, nasil
yapabileceginizi sizin için arastirip size söyleyemeyecektir. Hatta
onu yapmaniza izin vermeyecektir.

· Hayatiniza anlam katacak bir hedef bulmak, yasamak için
heyecan ve istek bulmaktir. Hiçbir hedefsiz kimse, ormanlari
temizlemeyi kendine hedef edinen karinca kadar mutlu ve heyecanli
çalisamaz.

· Ne istediginizi bilerek istemeye devam ettiginiz sürece
kaderiniz de size vermeye devam edecektir.

· Neyi basaracaginiz, neyi, nasil ve ne kadar istediginize
baglidir.

· Ne kadar güçlü olacaginizi ne kadar siddetli istediginiz
belirler.

· Bas döndürücü bir basariya imza atabilmek için bas döndürücü
isler yapmaya degil, bas döndürücü arzulara sahip olmaya ihtiyacimiz
var.

· Ne kadar arzularsaniz o kadar enerjiyi, o kadar gücü, o
kadar emegi amaciniz ugrunda feda etmeye hazir olursunuz.

· Gerçek hedefi öylesine arzularsiniz ki onu elde etmeye
çalisirken açlik hissetmezsiniz, akliniza eglence gelmez, uykulariniz
kaçar.

· Basarmak isteyen tüm gemilerini yakmali ve girdigi yoldan
geriye dönüsü imkansiz hale getirmelidir.

· Önemli olan nereden basladiginiz degil, nereye varmak
isteginizdir.

· Büyük olmak istiyorsaniz, daglari sirtinizda tasimaya hazir
olmalisiniz.

· Hiç kimse bir seyi elde edebilecegine inanmadigi sürece onu
elde etmeye hazir degildir. Ne kadar hazir oldugunuzu ne kadar
arzuladiginiz belirler.

· Salonunuzda suladiginiz çiçek nasil yeserirse, kalbinizde
beslediginiz hedef de öyle yeserir; çiçegin gidasi su, hedefin gidasi
tekrardir.

· Önemli olan arzuyu her gün canli tutmayi basarmaktir.
Yaptigimiz en büyük hata ihmal etmektir, israr etmemektir.

· Büyük insanlar çirkin konusmalari dinlememek için çok özen
göstermislerdir.

· Bir defa inandiniz mi, inanilmaz isleri basarirsiniz. Ama
bir defa inanmadiniz mi, tüm kainat sizi engellemek için seferber
olur.

· Çogumuzun basaramama nedeni hedefsizligimiz degil, ama
hedefimizin bulanikligidir. Kesinlik Tam olarak neyi, tam olarak
nasil, tam olarak nerede, tam olarak ne zaman ve tam olarak ne kadar
yapmak istiyorsunuz?

· Her küçük hedef büyük hedefe destek oldugu, büyük hedefle
ayni yol üzerinde oldugu derecede degerlidir.

· Hedeflerinizi yazmak kaderinizi yazmak gibidir.

· Hazineyi miras birakabilirsiniz ama kullanmadiginiz bilginin
ne size ne de mirasçilariniza faydasi vardir.

· Basarmanin yapmaktan baska bir yolu yoktur.

· Ögrenmek amaciyla bakmazsaniz ögrenemezsiniz.

· Hizli ilerlemek istiyorsaniz, ilerlemis insanlari arayip
bulun, onlari kopyalayin.

· Zihninizde rasgele dolasan bir hedefin çocukça bir hayalden
hiç farki yoktur.

· Hedefler okyanusunda yüzen geminize hangi rota üzerinden
nereye gitmek istedigini göstermelisiniz.

· Kanatlarinizi iyi bildiginiz belli bir yönde çirpmiyorsaniz,
içine vücudunuzu terk ettiginiz hayat rüzgari sizi gerçekten mutlu
olacaginiz bir vadiye tasimayacaktir.

· En kötü sonucu kabullenen, en iyi sonucu elde edecektir.
Çünkü sorunla en yikilmaz cesaretle bogustugunuz an, en kötü sonucu
göze aldiginiz andir. Hiç bir asker ölmekten korkmayan asker kadar
korkutucu olamaz.

· Sizin içinizde en önemli varlik sizsiniz. Ona güvenmezseniz
kime güveneceksiniz.

· Bir insana yapabildigini bizzat görmesinden daha fazla güven
verebilecek hiç bir telkin yoktur.

· Nice inanilmaz yeteneklere sahip insan cesaretsizligi
yüzünden kesfedilememistir.

· Baslangiçta hata yapmadan mükemmele ulasan hiç kimse yoktur.

· Tüm baskalarini küçük görenler, aslinda kendilerini küçük
görenlerdir.

· Korkularimizin çogu bunlarin gerçeklesmesinden beter ve
gülünçtür.

· Evet, ne yazik ki herkes basaramayacak. Iste onlar
basaramayacaklarina inananlardir.

· Herkes yeteneksiz oldugunu düsündügünde meydan cesaret
gösteren ve öylesine tesebbüs eden birkaç kisiye kalacaktir.

· Dogruyu yapmak için elimizden gelen tüm çabayi
göstermeliyiz. Eger yanlis yapmaktan korkarsak, büyük dogrularimizla
insanlari tanistiramayiz.

· Yaptiklarinizla varsiniz, yaptiginiz kadar büyüksünüz.

· Beyninizin sekreterlik hizmetinden faydalanabilmek için ona
görevinizi önceden bildirmelisiniz.

· Boynunuzu vurmak için kalkan kiliçtan yarim saat sonra
kendinizi korumak ne ise, simdi yapilmasi gereken isi yarim saat
ertelemek de odur.

· Zihnimiz kuslarin bedenleri gibi hareketli olmalidir.

· Çogu zaman yapamamanin tek nedeni vaktinde yapmamaktir.

· Islerinizi ertelerseniz, uçaginizin hizi düser, yere
çakilirsiniz; çünkü uçagi havada tutan tek güç sahip oldugu hizdir.

· Kimsenin dünyada ikinci hayati olmayacaktir. Bir defa
sansiniz var ve simdi.

· Karar verdiginiz ise, karar verdiginiz dakika geldiginde
hemen saldirin.

· Bir kere hayata atildiktan sonra, kendilerinin koyduklari
disinda insanlarin hiçbir asilmaz engelleri yoktur.

· Güzergahinda çukuru, dagi, vadisi, denizi olmayan bir
yolculuk yoktur.

· Her yagmurda evleri baslarina yikilan karincalar
vazgeçmezken biz hangi deprem yüzünden vazgeçecegiz?

· Hendeklerin üzerinden atlayamayan develer daglari zapt eden
komutanlarin binegi olarak ün salmamistir.

· Inanilmaz kurtuluslar en dayanilmaz çaresizliklerle
bogustugumuz anda gelir.

· Gücünüzün tükendigini sandiginiz yer, bir adim daha
direnirseniz kurtulusun aniden kolunuzdan tutacagi yerdir.

· Bogustugunuz sartlar ne kadar agirsa, gelecekte ulasacaginiz
basari o kadar büyük olacaktir.

· Ne kadar kötü yaparsaniz yapin, vazgeçmediginiz sürece en
iyisini yapmayi mutlaka ögreneceksiniz.

· Ister melek, isterse seytan olsun, girdigi yolun sonuna
kadar giden herkes takipçiler bulacaktir.

· Ötelere varabilecek olan, yerinde duran büyük dag degil,
sürekli ilerleyen küçük karincadir.

Baska bir arayisi olmayanin, baska bir bulusu da
olmayacaktir.

· Yüzmeyi ögrenmenin tek yolu çirpinmaktir.

· Zamanlari geldiginde çiçeklerin açmasini hiç bir güç
durduramaz.

Yorum (0) Yorum yaz!

işte tasarım işte gelecek...

6/5/2008 · Kategori: Teknoloji ve Tasarim

Şu adamlar kadar olamadık boylarından büyük robotlar yapıyolar.... yavv zaten nüfusunuz fazla ne demeye daha robottan insanlar üretip duruyonuz :) yakında dünyada adım atacak yer kalmayacak... şaka bi yana takdire şayan bir azim ve çalışma hırsı olan bir millet. Kedi misali ulaşamadığımız cigere mındar demiyelim. helal olsun diyorum...

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!